www.matematikci33.tr.gg

matematikci33

sayilarlayasamak

SAYILARLA YAŞAMAK

Yüzyıllar boyunca insanlar sayılara özel bir önem verdiler, onlara rakamsal değerlerinin ötesinde anlamlar yüklediler. Matematiğin bir aracı olan sayıların insanın kişiliğinin gizli yanlarını gösterdiği düşünüldü. Pek çok insan sayıların uğuruna ya da uğursuzluğuna inandı. M.Ö. 2000'de, İbraniler, Yunanlılar, Latinler ve Araplar baştanrılarının herbirine bir sayı verdiler. Mayalar, oluşturdukları 260 günlük tören takviminde, takvimi, her biri bir Tanrının adını taşıyan 20 günlük devrelere böldüler. Her tanrının adına 1-13 arası değişen bir de sayı verdiler. Böylece 260 günlük takvimin her gününün, Tanrılarla ilişkili özel bir adı ve başka bir gün için yinelenmiyen bir sayısı vardı.

Pisagorcular sayıların aklı, sağlığı, adaleti ve evliliği etkilediğini düşünüyorlardı. Onlara göre, bütün sayıların başlangıcı olan 1, birliği ve tekliği temsil ediyordu. Çift sayılar dişildi, ilk çift sayı olan 2 farklı düşüncelerin simgesiydi ve çeşitliliği temsil ediyordu. 1 ve 2 sayılarının toplamından oluşan ilk tek sayı 3 erildi ve uyumun simgesiydi. 4 sayısı adaleti, ilk dişil ve eril sayıların toplamından oluşan 5 evliliği, 6 yalnızlığı, 7 sağlığı ve 8 aşkı temsil ediyordu. Pisagorcuların sisteminde ilk dört sayının toplamı olan 10 en mükemmel sayıydı. Onlara göre yıldız türünden gökte dolanan 10 cisim olmalıydı. Fakat görünen sadece 9 cisim varken onlar özel bir onuncu cisim oluşturdular; görünmez bir karşı dünya.

Plato, sayıların gizemi ile ilgilendi. "Republic" adlı kitabında, "iyi ve kötünün efendisi"olarak nitelediği mistik bir sayı üzerine yazdı ama bu sayının ne olduğunu belirtmedi. Daha sonra bu sayı üzerine birçok çalışma yapıldı. Bir görüşe göre, Hint ve Babil gizemciliğinde önemli bir yeri olan, 60 veya 12.960.000 sayısı Platon'un mistik sayısı idi. Onun için bu sayılara "Platonik sayılar" adı verildi.

Taocu düşüncede ise, bir; ikiyi, iki de üçü yaratmıştır. Bir Tao'dur, iki Yin ve Yang, üç ise cennet, dünya ve insanlığı temsil eder.

Bir dönem gizem, kahinlik ve büyü alanlarında bir sözcüğü oluşturan harflerin değerlerinin toplamı ile uğraşıldı. Böylece sözcükler sayısal değer kazandılar.

Bu konudaki en güzel örnek, Arapların Ebced hesabıdır. Hemen her alfabedeki harflerin çok eskiden beri rakam olarak birer karşılığı bulunduğu bilinmektedir. Bunlar arasında en çok tanınan İbrani-Suryani, Grek ve Latin harf-sayı sistemidir. "Ebced hesabı" denilen ve Arap alfabesinin ebced tertibine dayanan rakamlar ve hesap sistemi müslüman uluslar arasında kullanılmaktadır.

Ebced, Arap alfabesindeki harflerin kolay öğrenilmesi için düzenlenmiş sözcüklerdir. Sekiz sözcükten oluşur. Bu sekiz sözcük içinde 28 harf bulunmaktadır. İlk dokuz harf 1-9'u, ikinci dokuz harf 10-90'ı, üçüncü dokuz harf 100-900 sayılarını ve son harf 1000'i gösterir.

Ebcedin her harfinin bir Tanrı adına ve doğal güçlere karşılık olduğu sayılmıştır; bir yandan harf ve sayılar arasındaki ilişkiler, öte yandan bunlara karşılık gelen simgeler sayesinde gizemli bir yol oluşturulmuştur.

Ebced hesabı, birçok alanda kullanıldı. İslam dünyasında özellikle tasavvuf, astronomi, astroloji, edebiyat ve mimari alanlarıyla sihir ve büyücülükte kullanılıyordu. Kullanım alanlarında ki bazı örnekler şunlardır;

İslam dünyasında kitap düzenlemelerinde ebcedden faydalanıldı. Arap alfabesinin kullanıldığı ülkelerde kitapların başında eserden ayrı bilgiler verileceği zaman, bu kısım ebced harfleriyle numaralanıyordu. Ayrıca, kitaplarda önsöz, sunuş, içindekiler ve dizin gibi kitabın asıl bölümlerinden ayrı olan sayfalarda sayfa numarası olarak kullanıldığı görülür.

Ebced mimaride de kullanılıyordu. Mimar Sinan tarafından bu kelimelerin karşılığı sayılardan faydalanmak suretiyle, yapılardaki oranların belirlenmesinde ve modüler düzenin oluşumunda kullanılmıştır. Ebcedin fizik, matematik ve astronomide kullanılışı ise daha çok "hesab-i cumül"e dayanmaktadır. Ancak astronomik gözlemlerde kullanılan çeşitli gözlem araçlarında ebced harfleri rakam yerine kullanılmıştır.

Ebced halk arasında da çeşitli maksatlarla kulanılıyordu. Bunlardan biri, doğum yılını veren harflerin biraraya getirilmesiyle ortaya çıkan kelimenin çocuğa ad olarak konulmasıdır. Mesela hicri 1290 (1873) yılında doğan Mehmet Akif Ersoy'un adı, babası tarafından bu usülle Ragıyf olarak konulmuş, fakat bu alışılmamış kelime, babasının ölünceye kadar Ragıyf demekte ısrar etmesine rağmen yakın çevresi tarafından Akif şekline dönüştürülmüştür.

Bazı sözcüklerin sayısal değeri o sözcüklerin simgesi olarak kullanıldı; örneğin Muhammed adının sayısal değeri olan 92, Hz. Muhammed'i çağrıştırıyordu. Bu konudaki başka bir örnek ise 31 sayısıyla ilgilidir. "31 çekmek" çocukluk döneminde sokaktan edindiğimiz kavramdır, o dönemlerde erkeklerin masturbasyona ulasmaşında elinin hareketinin sayısı olarak öğrenilse de, gerçekte 31 sayısı masturbasyon kelimesinin arap alfabesindeki sayısal değeridir. Benzer şekilde Mahbub (sevgili) sözcüğünün ve buna eş anlamlı olan diğer sözcüğün sayısal değeri 58'dir ve bu sayı kötü şeyleri anımsattığı için, "ellisekiz" sözü bir aşağılamayı içermektedir, Güneydoğu Anadolu'da hala öğrencilerin bu numarayı alması istenilmez. Argo olarak kullanılan "beşlik" kavramı da Arapçada sayısal değeri 5 olan harfin görünümüyle ilgilidir. Yuvarlak bir biçimi olan bu harfin görünümü, 5 sayısına farklı bir anlam yüklemiştir.

Tarih düşürme, herhangi bir tarih olayını ebced'in sayı değerleriyle saptama işidir. Harflerin toplamı, belirli bir hicret yılını gösteren bir sözcükle, tamlama bulmak da; tümce, mısra yada bir beyit düşürme yoluyla yapılır. Ebced hesabı, evlenme, ölüm, doğum, toplumsal olaylar, hatta günlük önemsiz olaylar için de kullanıldı. Bu yöntemle, tarihini belirlemek için rakamlar kullanmak yerine, rakamların karşılığı olan harflerle üzerine şiir yada özel bir yazı yazılıyordu. Örneğin; Fransızların 1213 tarihinde Mısır'a girmeleri üzerine,

"Hiyanetle Fança girdi Mısra" çıkış tarihleri olan 1216 içinse, "Kahire fatihi Sultan Selim oldu yine" mısraları yazılıyordu ki bu mısraları oluşturan kelimelerin ebced hesabındaki değerleri bu yılları veriyordu. Mezar taşlarına da ölüm yılını yazmak yerine, ebced hesabında bu yılı veren mısralar kullanılıyordu; örneğin 1231 Hicri yılında ölen birisi için mezar taşına arapça harflerle;

"Süleyman İzzet Allaha emanet" yazılıyordu.

ANASAYFA

Toplam ziyaretçi sayımız: 134740 ziyaretçi burdaydı



SİZİN SİTENİZ
GÜZEL İNSANLARIMIZA BİR NEBZE FAYDALI OLMAK İÇİN,YAPILMIŞ BİR SİTEDİR...


EPfarkı Arama Motorları

login

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=